Selam ben Çağla. Babasının işi nedeniyle durmadan seyahat eden kız. Sabit bir yaşamı olmayan kız. Durmadan okul değiştiren küçük kız. İnatçı ve hırslı olanım.
Yeni bir eve taşındık. Kısacası yeni bir yaşama başladık.
Aslında buraya gelmeyi akıllarına ben soktum. Dedemin evinde tatildeydik. Küçük kardeşimle oyun oynarken evin çatı katındaki pencereye gözüm kaydı. Bir gölge görmüştüm. Ama ben baktıktan sonra gölge bir anda kaybolmuştu. Merakım, gözlerimde yine o bilindik ifadeyi oluşturmuş olmalı ki kardeşim şunu dedi;
"Eyvah, yine başlıyoruz."
Ona aldırış etmeden hızla eve girdim. Üst kata çıkan merdivenleri koşarak çıktım. Merdivenler bittiğinde çatı katına gelmiştim. Ama şansıma örümcekler ve fareler dışında kimse yoktu. Pes etmedim. Odayı iyice aramaya başladım. Ahşaplar ayağımın altında gıcırdıyordu. Örümcekler ağlarında bir belirip bir kayboluyordu. Anlıyorsunuzdur artık. Ödüm kopmuştu.
Ellerimi kavuşturdum. Ve karın hizamda tuttum. Odaya son bir kez göz attım. Daha önce fark etmediğim bir sandık odanın sonunda duruyordu. Sağıma ve soluma dikkatlice baktım. Biraz koşarak biraz yürüyerek sandığın yanına vardım. Eski bir sandıktı. Ağaç dallarından yapmıştı. Bilindik, normal bir sandıktı. Ancak diğer sandıkların aksine onda beni çeken bir şey vardı. Anahtar deliği olduğunu görünce ofladım. Elimi sandıkta gezdirdim. Aniden bir "Klik" sesi duyuldu. Sandığın kilidinin açıldığını umut ederek kapaklarını açmayı denedim. İşe yaramıştı. Sandığın kapakları sonuna kadar açılmıştı. Neşem yerine gelmişti.
Sandığın dibinde bir kâğıt vardı. Üzerinde bazı çizimler vardı. Elime almıştım hemen kâğıdı. Eskimişti. Üzerindeki çizimler... Bu bir haritaydı! Ama ne haritası olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. Üzerinde ufak bir kâğıt vardı. Kâğıdın üzerinde şunlar yazıyordu;
Gidilecek sonsuzluğa
Beş güç birleşecek eninde sonunda
Toprak, hava, su, ateş ve ölüm belirleyecekler
Geleceğin şeklini.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder