Bir insan daha ne kadar batabilirdi ki?
Kafasını duvara toslamaya devam etti. Harika! Artık kamp ondan iyice soğumuştu. Tek Nesim ve Hakan iyi davranıyordu. Onlarında değerini bilmek lazım...
Kumsaldan döndüğünden beri yeni bir unvanı olmuştu. Hain. Ela, bunu hak ettiğini düşünmüyordu. O isteyerek Siss'le akraba olmamıştı ki!
Son bir hareketle karşısındaki (Ne olduğunu bilmediği şeye) vurdu. Parçalanırken tahta olduğunu anladı. Ufaktan sövüp yerine oturdu. Elini, alnına götürüp masaj yapmaya başladı. Bir süre sonra kamptan birisi yavaş adımlarla içeriye girdi.
"Ela?"
Ela, olduğu yerden kalktı.
"Evet?"
"Müdür seni çağırıyor hain" diye beni ilk çağıranın sesinden başka birisininki duyuldu. Gelenlere baktığımda iki kişi olduklarını gördüm. Bir kız bir oğlan. Oğlan dediğinden dolayı kıkırdarken kız onun karnına omzunu geçirdi. Oğlan inledi.
Başımı iki yana salladım. "Gerek yoktu Selen." dedim. Kızı tanımıştım. Selen başını salladı. "Hayır hak etti." dedi.
Hafiften tebessüm etti. Beni bir sevenim daha olması hoşuna gitmişti. Müdürün odasına gitmek için, içinde bulunduğum kulübeden çıktı. Gözlerim karanlığa alışmış olmalı ki güneşe çıkınca onları kısmak zorunda kaldı. Hakan'ın kulübesine doğru ilerlerken etrafındakilerin benimle dalga geçtiğini hissedebiliyordu.
"Hain dışarıya çıkabildi."
"İki yüzlü kız. Gerçek kimliği ortaya çıkmasaydı akademi yok olabilirdi."
"Yine mi bu? Hakan ne zaman bu kızı okuldan kovacak?"
Gibisinden bir sürü şey söylendi. Takmamaya çalıştı. Gözlerine dolan yaşları geriye itti. Büyük bir zorluğun ardından Hakan'ın kulübesine vardı. Kapıyı tık tıklamaya gerek duymadan içeriye girdi. Hakan her zamanki yerine oturmuş evraklara gömülmüştü. Odaya en son zamandan farklı olarak savaş kılıçları asılmıştı.
"Efendim Hakan?" dedi.
Hakan en sonunda yüzünü evraklardan kaldırdı. Ela'ya döndü.
"Hoş geldin Ela. Otur şöyle." dedi ve koltuklardan birisini gösterdi.
Ela gösterilen yere oturdu.
"Ela, bildiğin gibi kamptaki herkes seni Siss'in ortağı sanıyor. Onlara açıklamayı denedim. Ama beni dinlemediler. Sana yardımcı olabilecekse akademinin güneyinde bir sığınak var. Bir süre orada saklanıp sonra geriye dönebilirsin." dedi.
Ela, bu fikri sevmişti. Keyifle başını salladı.
"O zaman, hazırlıklara başla. Birkaç gün içerisinde oraya geçersin. Nesim ve Hilal sana yardım ederler. Selen'inde sana yardım etme ihtimali var. Dedikodular geçince haber gelir sana söyleriz. Sende geri dönersin."
Daha mükemmel bir fikir yoktu! Ela giderek büyüyen bir keyifle başını salladı. Hakan'da gülmeye başlamıştı.
Tam yerinden kalkmıştı ki kapı büyük bir gürültüyle açıldı. "Hakan! Siss'in ordusu akademiye girdi!"
Kafasını duvara toslamaya devam etti. Harika! Artık kamp ondan iyice soğumuştu. Tek Nesim ve Hakan iyi davranıyordu. Onlarında değerini bilmek lazım...
Kumsaldan döndüğünden beri yeni bir unvanı olmuştu. Hain. Ela, bunu hak ettiğini düşünmüyordu. O isteyerek Siss'le akraba olmamıştı ki!
Son bir hareketle karşısındaki (Ne olduğunu bilmediği şeye) vurdu. Parçalanırken tahta olduğunu anladı. Ufaktan sövüp yerine oturdu. Elini, alnına götürüp masaj yapmaya başladı. Bir süre sonra kamptan birisi yavaş adımlarla içeriye girdi.
"Ela?"
Ela, olduğu yerden kalktı.
"Evet?"
"Müdür seni çağırıyor hain" diye beni ilk çağıranın sesinden başka birisininki duyuldu. Gelenlere baktığımda iki kişi olduklarını gördüm. Bir kız bir oğlan. Oğlan dediğinden dolayı kıkırdarken kız onun karnına omzunu geçirdi. Oğlan inledi.
Başımı iki yana salladım. "Gerek yoktu Selen." dedim. Kızı tanımıştım. Selen başını salladı. "Hayır hak etti." dedi.
Hafiften tebessüm etti. Beni bir sevenim daha olması hoşuna gitmişti. Müdürün odasına gitmek için, içinde bulunduğum kulübeden çıktı. Gözlerim karanlığa alışmış olmalı ki güneşe çıkınca onları kısmak zorunda kaldı. Hakan'ın kulübesine doğru ilerlerken etrafındakilerin benimle dalga geçtiğini hissedebiliyordu.
"Hain dışarıya çıkabildi."
"İki yüzlü kız. Gerçek kimliği ortaya çıkmasaydı akademi yok olabilirdi."
"Yine mi bu? Hakan ne zaman bu kızı okuldan kovacak?"
Gibisinden bir sürü şey söylendi. Takmamaya çalıştı. Gözlerine dolan yaşları geriye itti. Büyük bir zorluğun ardından Hakan'ın kulübesine vardı. Kapıyı tık tıklamaya gerek duymadan içeriye girdi. Hakan her zamanki yerine oturmuş evraklara gömülmüştü. Odaya en son zamandan farklı olarak savaş kılıçları asılmıştı.
"Efendim Hakan?" dedi.
Hakan en sonunda yüzünü evraklardan kaldırdı. Ela'ya döndü.
"Hoş geldin Ela. Otur şöyle." dedi ve koltuklardan birisini gösterdi.
Ela gösterilen yere oturdu.
"Ela, bildiğin gibi kamptaki herkes seni Siss'in ortağı sanıyor. Onlara açıklamayı denedim. Ama beni dinlemediler. Sana yardımcı olabilecekse akademinin güneyinde bir sığınak var. Bir süre orada saklanıp sonra geriye dönebilirsin." dedi.
Ela, bu fikri sevmişti. Keyifle başını salladı.
"O zaman, hazırlıklara başla. Birkaç gün içerisinde oraya geçersin. Nesim ve Hilal sana yardım ederler. Selen'inde sana yardım etme ihtimali var. Dedikodular geçince haber gelir sana söyleriz. Sende geri dönersin."
Daha mükemmel bir fikir yoktu! Ela giderek büyüyen bir keyifle başını salladı. Hakan'da gülmeye başlamıştı.
Tam yerinden kalkmıştı ki kapı büyük bir gürültüyle açıldı. "Hakan! Siss'in ordusu akademiye girdi!"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder