Ela, evden gelen çığlıklara artık alışmıştı, ama komşular, onlar hala şikayetçilerdi.
Yine "Çığlık" günlerinden biriydi. Konu ise babasının dediklerinden belliydi; Ela'nın Akif'i dövmesi. Zaten "Çığlık" günleri Ela'nın davranışlarından ve saldırganlığından oluşmuştu.
Neyse Ela eve pantolonundaki kurumuş çamurlarla girdi. Annesi oturma odasına sinmiş, bir derginin sayfalarını kurcalıyordu. Gözü çok fena morarmıştı, babası ortalıklarda yoktu. Kriz Sonrası Sessizlik zamanındaydılar. Demek kavga bitmişti. Bu iyiye işaretti. Odasına çıkarken gıcık ağabey, Faruk yolunu kesti:
-Dur bakalım inatçı kız, babamı sakinleştirme sırası sende.
Ela:
-Sen dalga mı geçiyorsun? Anneme yaptığını görmedin mi? Bana ne yapar düşünemiyor musun?
Faruk:
-Geçen sefer ben sakinleştirmiştim, ayrıca bu kavgalar hep senin yüzünden çıkıyor. Fark etmedin mi hala?
Ela:
-İyi benden çıksın, bununla gurur duyuyorum, tamam mı?
Faruk sırıtmaya başladı:
-Nedime Hala bunu duyunca seni ne yapacağını hiç düşündün mü?
Ela:
-Sakın Faruk, bunun için seni öldürürüm.
Faruk:
-Çoktan kaybettin Ela, dedi ve koşmaya başladı.
Ela:
-Faruk dur!, diye onun arkasından koştu.
Ela uzun süre Faruk'u kovaladı ama yine de Faruk, Nedime Hala'nın yanına varmış, onu işaret etmişti bir kere. Bunun sonucunda Ela topukları yağladı, eve vardığında akşam olmuştu. Yatağın yattı, bir kaç saniye uyudu. Daha doğrusu ona bir kaç saniye gibi gelmişti.
Uyandığında annesi onu sarsıyordu.
Ela:
-Ne var anne?
Annesi:
-Ela, seni bir yere götürmem gerek.
Ela:
-Neresi anne?
Annesi:
-Gidince görürsün.Şimdi valizlerini arabaya taşımama yardım et.
Ela:
-Ne valizi?
Annesinin yüzü kızarmıştı:
-Tatlım, baban seni bir yaz kampına götürmek istiyordu, valizlerin iki haftadır hazır.
Ela gözlerini ovuşturdu:
-İki hafta mı?!
Annesi:
-Evet, hadi üstünü değiştir.
Ela hayır diyemeyecek kadar yorgundu. Üstünü değiştirip valizlerini arabaya taşıdılar. Ama Ela yol boyunca uyumuştu.
**********************************************************************************************************************************************
Uyandığında sabah olmuş annesi arabanın önünde kel bir adamla sohbet ediyordu.
Ela, araban çıkıp annesinin yanına gitti.
Annesi:
-Demek uyandın canım, Hakan bu Ela. Yeni öğrenciniz.
Ela:
-Yeni öğrenci mi? Beni o yaz kampına mı götürdün?
Annesi:
-Tatlım hayır burası kamp değil.
Ela:
-Peki burası neresi?
Hakan:
-Savaşçılar Akademisi'ne hoş geldin Ela.
Yine "Çığlık" günlerinden biriydi. Konu ise babasının dediklerinden belliydi; Ela'nın Akif'i dövmesi. Zaten "Çığlık" günleri Ela'nın davranışlarından ve saldırganlığından oluşmuştu.
Neyse Ela eve pantolonundaki kurumuş çamurlarla girdi. Annesi oturma odasına sinmiş, bir derginin sayfalarını kurcalıyordu. Gözü çok fena morarmıştı, babası ortalıklarda yoktu. Kriz Sonrası Sessizlik zamanındaydılar. Demek kavga bitmişti. Bu iyiye işaretti. Odasına çıkarken gıcık ağabey, Faruk yolunu kesti:
-Dur bakalım inatçı kız, babamı sakinleştirme sırası sende.
Ela:
-Sen dalga mı geçiyorsun? Anneme yaptığını görmedin mi? Bana ne yapar düşünemiyor musun?
Faruk:
-Geçen sefer ben sakinleştirmiştim, ayrıca bu kavgalar hep senin yüzünden çıkıyor. Fark etmedin mi hala?
Ela:
-İyi benden çıksın, bununla gurur duyuyorum, tamam mı?
Faruk sırıtmaya başladı:
-Nedime Hala bunu duyunca seni ne yapacağını hiç düşündün mü?
Ela:
-Sakın Faruk, bunun için seni öldürürüm.
Faruk:
-Çoktan kaybettin Ela, dedi ve koşmaya başladı.
Ela:
-Faruk dur!, diye onun arkasından koştu.
Ela uzun süre Faruk'u kovaladı ama yine de Faruk, Nedime Hala'nın yanına varmış, onu işaret etmişti bir kere. Bunun sonucunda Ela topukları yağladı, eve vardığında akşam olmuştu. Yatağın yattı, bir kaç saniye uyudu. Daha doğrusu ona bir kaç saniye gibi gelmişti.
Uyandığında annesi onu sarsıyordu.
Ela:
-Ne var anne?
Annesi:
-Ela, seni bir yere götürmem gerek.
Ela:
-Neresi anne?
Annesi:
-Gidince görürsün.Şimdi valizlerini arabaya taşımama yardım et.
Ela:
-Ne valizi?
Annesinin yüzü kızarmıştı:
-Tatlım, baban seni bir yaz kampına götürmek istiyordu, valizlerin iki haftadır hazır.
Ela gözlerini ovuşturdu:
-İki hafta mı?!
Annesi:
-Evet, hadi üstünü değiştir.
Ela hayır diyemeyecek kadar yorgundu. Üstünü değiştirip valizlerini arabaya taşıdılar. Ama Ela yol boyunca uyumuştu.
**********************************************************************************************************************************************
Uyandığında sabah olmuş annesi arabanın önünde kel bir adamla sohbet ediyordu.
Ela, araban çıkıp annesinin yanına gitti.
Annesi:
-Demek uyandın canım, Hakan bu Ela. Yeni öğrenciniz.
Ela:
-Yeni öğrenci mi? Beni o yaz kampına mı götürdün?
Annesi:
-Tatlım hayır burası kamp değil.
Ela:
-Peki burası neresi?
Hakan:
-Savaşçılar Akademisi'ne hoş geldin Ela.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder