13 Ocak 2014 Pazartesi

Savaşçılar Akademisi - Bölüm 4 / 5 Esir

Sıradaki yolculuk neydi acaba?
Ela, iki adam içeri girince tünele daldı hemen. Ardına bakmadan koştukça koştu. Ama zaman? O belli değildi işte... 10 dakika mı 1 saat mi koşmuştu? Hiç bilmiyordu. Ama tünel bitene kadar koştu. Dışarıya çıktığında kendini bambaşka bir yerde buldu. Han gibi bir yerdeydi. Küçük yüksek sahnenin önünde on beş masa, her masanın etrafında dört sandalye vardı. Odanın düğer ucunda bar gibi döşenmişti. Ama tek fark bar gibi olan tezgahın ardındaki anahtarlardı. Ve her şey ahşaptan yapılmıştı. Ela anahtarlardan birini kaptığı gibi merdivenlere gitti.

Yukarıya çıkarken ahşaplar gıcırdıyordu. Sonunda yukarıya çıktığında beş oda, koridorun sonunda ise yukarıya doğru devam eden merdivenler vardı. Merdivenlerden bir daha çıkmak mı?Hayııır. En yakın kapıya gitti ve anahtarı deliğe sokmaya çalıştı. Olmamıştı. Sonra aklına dank etti. Akademinin kartı hala ondaydı! Kartı çıkarıp kapıyı zorladı. Kapı açılınca kartı eline aldı ve kartın üstündeki numarayı inceledi. Eğer bir telefon bulursa buradan gidebilirdi. Odayı iyice aradı ama bir televizyon, iki yatak ve bir gardıroptan başka bir şey bulamadı. Uyumayı artık unutmuştu. En önemli olaylar sırasında artık uyumak istemiyordu. Yine kafasında oluşan ümitle alt kata indi.

******************************************************************************************
En azından alt katta telefon vardı. Tamam, biraz eskiydi ama telefon telefondur sonuçta.
Numarayı tuşladı. Telefonu büyücülük sınıfından Nesim açtı:
-İyi günler, Savaşçılar Akademisi Hattı' nadısınız. Nasıl yarımcı olabiliriz?
Ela:
-Nesim bırak şakayı! Ben Ela, Hakan orada mı?
Nesim:
-Hoş geldiniz Ela, sizi tanıyor muyuz?, dedi ve telefon hattının arkasında gülüşme sesleri işitildi.
Ela:
-Nesim şu telefonu Hakan'a ver yoksa....
Nesim:
-Tamam, tamam. Sesleniyorum, dedi ve hattan çıktı.
Hakan:
-İyi günler...
Ela:
-Bırakın şu iyi günleri! Hakan ben Ela, yardımınıza ihtiyacım var.
Hakan:
-Ne oldu Ela?
Ela, tüm olanları anlatırken Hakan arada sırada "Hım, hı hı." gibi sesler çıkardı. Ela anlatmayı bitirince ise:
-Peki şu an neredesin?
Ela:
-Ben de bilmiyorum.
Hakan:
-Bulunduğun odada pencere var mı? 
Ela:
-Bir tane var, bakıp geleyim mi?
Hakan:
-Tabii bak gel.
Ela:
-Pencereye koştu ve dışarıya baktı. Aman Tanrı'm. Kesinlikle hiçliğin ortasındaydı.

*********************************************************************************Ela, Hakan'a gördüklerini anlatınca Hakan destek ekibi Siss'in sarayından yollamaya karar verdi.
Destek ekip gelene kadarsa orada kalmasını istedi. Ela'ya yapabilecek pek bir iş kalmamıştı. Destek ekip gelene kadar odada volta attı, kendi kendine sihirler keşfetti ve 15 televizyonu sihirle patlattı.
Destek ekibin geldiğini anlaması hiç zor olmadı. Çünkü geldi tünelden"Akademi için!Akademi için!" sesleri geliyordu. Onun kurtulmasıyla Akademi'nin ne alakası vardı anlayamamıştı ama yine de destek ekibin gelmesinden memnundu. Ekipte 5 kişi vardı. Ve hepsi büyücü olduklarını belli eden bir nitelikte mavi pelerin takmıştı.
Ela ekibin yanına gitti. Genel bir merhaba dedikten sonra buradan gitmeleri gerektiğini vurgulayarak olayı anlattı. Büyücülerse kafalarını sallamakla yetindiler ve tünele girdiler. Bu kadar mıydı yani?
Ne yazık ki büyücüler Ela'ya peşlerinden gitmekten başka seçenek sunmamışlardı.

********************************************************************************************
Tünelden güvenle geçtiler, saraydan güvenle çıktılar.
İlk işleri Nilüferli gölün önüne gelmekti. Büyücüler hemen bir kaç söz mırıldanıp büyülü kapıyı açtılar ama ne yazık ki bu kapıyı kullanamadılar.
Fasulye ve arkadaşı yeniden ortaya çıkmışlardı:
-Bak şu işe, yine mi geldin sen?, dedi.
Arkadaşı ise pis pis sırıttı:
-Hepsini alalım derim, dedi ve ayağını yere vurdu.
O anda 4 büyücü ile Ela bayıldı. Büyücülerden biri ise açılan büyülü kapıdan içeriye dalmıştı.
Fasulye ve arkadaşının sinsi gülüşleri ise sessiz Saray Avlusu boyunca yankılandı.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder