Ela toplantı bitene kadar kendini çok zor yerinde tuttu. Aslında tutmak için çok zorlandı. Duyduklarından sonra odayı, hışımla terk etmek ve eve gidip annesinin kucağında ağlamak istiyordu. Bu bir kaç gün içinde yaşadıkları ona çok fazla gelmişti.
Şiddetçi babasını, gıcık ağabeyini ve onu her daim korumak için kendini feda etmiş annesini çok özlemişti.. Onlarını yeniden görmek için canını bile verirdi.
Bunları düşünürken Akademi Denizi'ne geldi. İnce, sıcak ve sayılmak için mikroskoba ihtiyaç duyulan kumların üzerine oturdu.
Ufuk çizgisine baktı ve gözlerinin kapandığını hissetti.
Çok yorulduğunu sanıyordu, ama gözlerinin kapanmasının nedeni yorgunluk morgunluk değildi.
*************************************************
Bir kaç asır boyunca uyumuş gibi hissetti. Uykusunun azaldığını hissettiğinde gözlerini açtı.
Akşam olmuştu, ama daha uzun zaman geçmiş gibi hissediyordu.
Etrafına bakındı. İyi ama kulübeler neredeydi? Neden akşam ateşini yakmamışlardı?
Biraz şaşkın bir biçimde merkeze doğru yürümeye başladı. Her şeyin üstünden duman çıkıyordu. Akademi kimsesiz kalmış gibiydi. Hamaklarını astıkları yeri örümcek ağları kaplamıştı. Kulübelerin olması gereken yerde siyah büyük çukurlar vardı.
"Kimse yok mu?" diye bağırdı, ama ses çıkmadı. Biraz daha gidince merkez binasına geldi. Daha doğrusu merkez binasının olması gereken yere.
Hayret bir şey, binada yerinde yoktu!
Ela, izleri incelemeyi denedi. Sanki patlama olmuşta bina yok olmuş gibiydi. Aniden ağzında bir el hissetti, ve görüşü bulanıklaşmaya başladı.
****************************************************
Yeniden net görebildiğinde mağara gibi bir yerde bulunduğunu fark etti. Elleri yukarıdan zincire vurulmuştu.Dahası havadaydı, ayakları yere değmiyordu.
Aniden bir ses duyuldu "Demek sonunda uyandın uykucu."
Ela sesin geldiği yöne bakmayı denedi. Ama bu şeytanımsı kızıl ışıktan dolayı pek mümkün değildi.
Sonunda bakabildiğinde kızıl rengindeki bir taht üzerinde ona sırıtan Siss'i fark etti.
Şiddetçi babasını, gıcık ağabeyini ve onu her daim korumak için kendini feda etmiş annesini çok özlemişti.. Onlarını yeniden görmek için canını bile verirdi.
Bunları düşünürken Akademi Denizi'ne geldi. İnce, sıcak ve sayılmak için mikroskoba ihtiyaç duyulan kumların üzerine oturdu.
Ufuk çizgisine baktı ve gözlerinin kapandığını hissetti.
Çok yorulduğunu sanıyordu, ama gözlerinin kapanmasının nedeni yorgunluk morgunluk değildi.
*************************************************
Bir kaç asır boyunca uyumuş gibi hissetti. Uykusunun azaldığını hissettiğinde gözlerini açtı.
Akşam olmuştu, ama daha uzun zaman geçmiş gibi hissediyordu.
Etrafına bakındı. İyi ama kulübeler neredeydi? Neden akşam ateşini yakmamışlardı?
Biraz şaşkın bir biçimde merkeze doğru yürümeye başladı. Her şeyin üstünden duman çıkıyordu. Akademi kimsesiz kalmış gibiydi. Hamaklarını astıkları yeri örümcek ağları kaplamıştı. Kulübelerin olması gereken yerde siyah büyük çukurlar vardı.
"Kimse yok mu?" diye bağırdı, ama ses çıkmadı. Biraz daha gidince merkez binasına geldi. Daha doğrusu merkez binasının olması gereken yere.
Hayret bir şey, binada yerinde yoktu!
Ela, izleri incelemeyi denedi. Sanki patlama olmuşta bina yok olmuş gibiydi. Aniden ağzında bir el hissetti, ve görüşü bulanıklaşmaya başladı.
****************************************************
Yeniden net görebildiğinde mağara gibi bir yerde bulunduğunu fark etti. Elleri yukarıdan zincire vurulmuştu.Dahası havadaydı, ayakları yere değmiyordu.
Aniden bir ses duyuldu "Demek sonunda uyandın uykucu."
Ela sesin geldiği yöne bakmayı denedi. Ama bu şeytanımsı kızıl ışıktan dolayı pek mümkün değildi.
Sonunda bakabildiğinde kızıl rengindeki bir taht üzerinde ona sırıtan Siss'i fark etti.

Gülce merhaba,
YanıtlaSilöykü henüz bitmemiş ama ben Alice Harikalar Diyarı veya Ateşi YAKALAMAK kadar zevkle okudum. Muhtemelen HARRY POTTER romanları da böyledir. Ama onları okumadım.
Yorumunuz için teşekkür ederim.
Sil